BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ!

Ankara'da öğrenci olmak

Posted by Blogger 3 yorum
 Ankarada üniversite okumak...

 Başkentte öğrenci olmak için çabalayan yahut çabasının meyvelerini çoktan toplamış güzel insan, şimdi dinle beni. Şehrin kalbine kulak ver. Deniz kıyısından geliyorsan deniz özlemi çekeceksin, İstanbul’dan geliyorsan burayı bir köye benzeteceksin. Fakat küçük bir şehirse asıl memleketin, işte burayı çok seveceksin. Önce ‘’Ben şehrimi özledim’’ diyecek şımarık bir hasrete bürüneceksin. Pek ala. Fakat girişine aldanma sakın. Rüzgarlar dolaşır şehrin sokaklarında. Güvercinler bile sersem gezer kaldırımlarda. Karşıdan karşıya geçmek için yola atlamayacaksın, insanlar alt ve üst geçitleri itinayla kullanırlar. Trafikte ve şehrin her yerinde düzeni göreceksin. Büyük şehirdir Ankara lakin her büyük şehir kadar hırpalamaz insanı. İnce ince batırır iğnesini ama şak diye indirmez suratına sillesini.
    Sanki aileden ayrılmanın en önemli gerekçesiymiş gibi kendini özgürlüğün gürültülü kollarına atacaksın bu aşikar. Bu aşamada sınavları unutma. Sonra dersler alttan fena dürtüklüyor. Gezmek için Kızılay ilk uğrak noktan olacak. Yüksel Caddesi’ndeki cafeleri ezbere bileceksin. Telwe ve Passage’da her haftasonu sanki mecburiymiş gibi yapılan arkadaş programlarının içinde bulacaksın kendini. Çok eğleneceksin.
    Olgunlar Sokak’ta kitapçıları yoklayacak ve eski çağın gizemli yazarlarıyla sohbet edebilmek için kitaplar seçeceksin kendine. Gençlik Parkı’nda lunaparka gideceksin ve Adrenalin denilen zımbırtıya binip yerden birkaç on metre yukarda taklalar attığında yere sağlam bastığın günlere şükredeceksin. Geceleri Cebeci’deki köftecide takılacaksın, soğan eklet lütfen öyle çok daha lezzetli oluyor.


 Bilkent ya da Ümitköy taraflarında takılacaksan cüzdanındaki mevcudiyete özen göstereceksin. Cildin kesilecek Ankara ayazında ama sen kendine o soğuğu unutacak kadar sıcak arkadaşlıklar bulacaksın. Belki de aşklar... Deniz kenarından geldiysen alışman azıcık uzun sürecek. Binaların arasındaki ufacık mavi çizgileri malum mavilik zannedeceksin.
    Yokuşlarına alışacaksın, kar yağışını tadacaksın. Kar yağışında yokuş çıkıyorsan bayılacaksın. (İnişi tadından yenmez) Pason yoksa tam bilet veren görevliye içten içe söveceksin. Telaşın bittiğinde sakinleşeceksin ve işte o zaman Kuğulu Parkı’nda oturup yenilen bir dondurma yahut 50. Yıl Parkı’nda ayaklarını uzatıp şehri seyre dalma huzur verecek sana. Hava kararırken Tunalı’da yürüyüşlere çıkacaksın, Eskişehir yolunda gezintiler yapacaksın. 45’lik çalınan mekanlarda tatlı hayallere dalarak kahveni yudumlayacaksın.
    Velhasıl kelam sevmiyorum diyeceksin, evini özleyeceksin, hastalanacaksın, ağlayacaksın, güleceksin, sevinçten havalara zıplayacaksın. En güzel dostlukları en duru aşkları biriktireceksin. Zaman dolup ayrılma vakti geldiğinde hoşçakal demek için elini sallarken anıların yaprak gibi dökülüverecek üzerine. Bizi çok özleyeceksin.

Bu yayın konuk yazar  Sinem Ülbeği tarafından yazılmıştır. Yazara ela-izmir@hotmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.
 

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Kar yağışında yokuş çıkıyorsan bayılacaksın. (İnişi tadından yenmez) bu cümle hoşuma gitti gerçekten doğru yaa :)

Hakan Civan dedi ki...

hayatımda gördüğüm en güzel ankara-ögrenci tasviri. yazara bakınca şaşırmadım ama.. :)

Zalim Ananas dedi ki...

Ankara'da okuyan bir blogger olarak yazıyı çok beğendim, arada sırada da kendimi gördüm, tebrikler =)

Yorum Gönder